Sınav bitti tartışma bitmedi... LGS soruları neden zor soruldu

Eğitim Uzmanı Ali Taştan yazdı: Öğrenciler, iyi eğitim almış bir azınlık ve iyi eğitim imkanından yararlanamamış çoğunluk olarak ikiye ayrılmış durumda...


 

2021 LGS’ye 1 milyon 243 bin öğrenci katıldı. Toplam kaç öğrencinin başvurduğu bilgisi MEB tarafından açıklanmadı. 8’inci sınıftan mezun olan çocuklarımızın sadece 174 bini sınavla öğrenci alan okullara, yaklaşık 1 milyon 100 bini ise önceki bakanın ifade ettiği gibi “niteliksiz” okullara kayıt yaptıracak. 2021 LGS tamamlansa da LGS ile ilgili tartışmalar bitmedi. Soruların bir yayınevinin hazırladığı kitaplarla paralellik gösterdiği ve soruların çok zor olduğu en başta tartışılan konular oldu.

Matematik başta olmak üzere genel olarak soruların çok zor olduğu, özellikle bazı soruların TYT sorularını aratmadığı tespitleri öğretmenler tarafından yapıldı. Onlarca öğretmen bu konuda aynı görüşü paylaştı. Bu sınavın sonuçları açıklandığında Matematik neti fazla olan çocuklarımızın açık ara önde olacağı şimdiden kesin gibi.

BAKANIK BULANIK NOKTALARI GİDERMELİ

Öğretmenlerin bile çözmekte zorlandığı sorular 1,5 yıldır yüz yüze eğitimden uzak olan çocuklarımıza neden soruldu? MEB soruların tamamının zorluk derecelerini açıklamalı. Geçmiş yıllarla karşılaştırmalı. Veli, öğrenci ve öğretmenlerde oluşan bulanık noktalar gidermelidir. Aksi halde daha önce soruları çalınan KPSS gibi, taşeron işçilere okutulan TEOG sınav sonuçları gibi 2021 LGS’de şaibeli bir hal alacaktır.

MEB’in verilerine göre 2 milyon 339 bin öğrenci EBA’ya erişememiş. Son 1,5 yıldır yüz yüze eğitim neredeyse hiç yapılamamış. İhtiyaç sahibi 2 milyon öğrenciden sadece 664 binine tablet dağıtılabilmiş. Durum böyle iken geçmiş yıllara göre daha kolay olması gereken LGS sorularının zorluk derecesi neden artırıldı? Gazetecilerin bu konudaki sorusuna cevap veren sayın bakan, bu sistemin sıralama sınavı olduğunu itiraf etti.

MAKAS DAHA DA AÇILDI

Salgın sürecinde tüm eğitimciler, öğrenciler ve okullar arasında var olan makasın daha da açıldığını tespit etmiş durumda. Bir tarafta EBA’ya erişemeyen, kaynak kitap alamayan, özel destek alamayan bir kez bile deneme sınavına giremeyen çocuklar bulunurken, diğer tarafta eğitim uzaktan da olsa maddi durumu iyi olan ailelerinin çocukları özel dersler, tam donanımlı bilişim araçları, ek kaynaklarla açık ara öne geçiyor. Çocuklarımızı sıralamayın. Sadece onların yeteneklerini ölçün ve değerlendirin.

TÜİK’in son verileri hane halkının eğitim harcamalarının yüzde 3,2’sini en yoksul yüzde 20’lik kesimin, yüzde 64,5’ini ise en zengin yüzde 20’lik kesiminin yaptığını ortaya koyuyor. Başka bir ifade ile en zengin ailelerle en yoksul ailelerin eğitim harcamaları arasında 20,5 kat fark bulunuyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlik ailelerin yaptığı harcama kalemlerinin hepsine yansımış durumda. Yoksulun çocuğu dengeli beslenme ve iyi eğitim imkanlarına ulaşmada sorunlar yaşıyor. Zenginlerin nitelikli eğitim imkanına çok kolay ulaştığı görülüyor. Öğrenciler, iyi eğitim almış bir azınlık ve iyi eğitim imkanından yararlanamamış çoğunluk olarak ikiye ayrılmış durumda.

175 ÜLKE ARASINDA 170. SIRADAYIZ

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk bakan koltuğuna oturduğu ilk günlerde, eğitim imkanlarına erişimde oluşan farklılıkların ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etmişti. Ancak bu süreçte nitelikli eğitime erişemeyen çocuklarımızla ilgili ciddi bir adım atılmadı.

Ayrıca, son yıllarda akademik özgürlükleri en fazla azalan 6 ülke arasında Türkiye de bulunuyor. Hiçbir dönemde çok yüksek olmayan Türkiye’deki akademik özgürlükler 1980 darbesi sonrasında (100 üzerinden 5 ile) en düşük seviyesine inmişti. 2002-09 arasında ise (100 üzerinden 56-58 aralığı ile) en yüksek seviyesine çıkmakla birlikte, maalesef 2020’de ise tekrar 1980 darbesi dönemine benzer bir seviyeye düştü. Türkiye maalesef en düşük not olan “E” alan ülkeler arasında. Dünyadaki en yüksek akademik özgürlük endeksinin 100 üzerinden 97,2 olduğu sıralamada Türkiye 6,4 ile net bir şekilde sınıfta kaldı. 175 ülke arasında 170. sıradayız!

Okul öncesinden, doktora düzeyine kadar eğitim alanında ciddi sorunlar bulunuyor. Son 20 yılda bu sorunlara yenileri eklenerek çığ gibi büyüyor.

BAŞARI AZALMAYA DEVAM EDİYOR

4+4+4 eğitim modeli ile eğitim alan çocuklarımız 2020 ve 2021’de LGS’ye girdiler. 2020 LGS’ye girenler 2019’a göre toplamda 5 net az yaptı. Başka bir deyiş ile 2019’a göre tüm öğrencilerin başarısı 2020’de yüzde 11,29 azaldı. Bu azalma eğilimi 2021 yılında çok daha keskin olacağa benziyor.

Dolayısıyla;

Öğretim programlarında yaptığınız değişiklikler,

Birleşik eğik yazı uygulaması,

Fatih Projesi,

4+4+4 uygulaması,

İlkokulların 4 yıla indirilmesi,

Dönüştürülen okul türleri,

Okullara elini kolunu sallaya sallaya giren tarikat ve cemaatlerin uzantısı vakıf ve dernekler,

Bu uzantılarla yaptığınız protokoller,

Liyakati yok edip, atadığınız yandaş yöneticiler,

“Nitelikli-niteliksiz” şeklinde ayrıştırdığınız okullar,

Suriye’de açtığınız fakülteler,

Özel okullara verdiğiniz destekler…

Başarılı olamadı…

Geçtiğimiz yıl dünya genelinde 1,5 milyar öğrenci okula devam edemedi. Biz ise okullarını kapalı tutan 4 üncü ülke olduk. Bunun sonucunda çocuklarımızın uluslararası sınavlardaki başarısı da önümüzdeki yıllarda düşmüş olacak. Düşük eğitim seviyesinin üretime de etkisi olumsuz olacak.

Şimdi sormak istiyorum;

Nerede fırsat eşitliği?

Nerede imkan eşitliği?

Nerede Sosyal Devlet olmanın gerekliliği?

Ali Taştan – Eğitim Uzmanı

Odatv.com


21,674 Bu habere tepkiniz:
 

İLGİLİ HABERLER